• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
ANI ÖYKÜLERİM
ZEKAİ GÖRGÜLÜ
z.gorgulu@hotmail.com
ZİHİNSEL YARILMA (2)
26/06/2013

Aslında ülke birbirini reddeden iki zihinsel algı arasında ortadan yarılmış durumda.

Birbirinin varlığını hazmedemeyen, reddeden iki blok...

Karşıtını kendisi için tehdit sayan bir yarılmışlık.

Birbirini bedenen değil belki ama ideolojik olarak yok etmek, ortadan kaldırmak üzere konumlanmış iki algıdan söz ediyorum:

Post-modern "bireyci" laikler...

Ve hızla sekülerleşerek merkeze yerleşen muhafazakâr dindarlar. 

İki zıtlık... 

İki uzlaşmaz çelişki...

Çelişki ancak taraflardan biri yenildiği zaman bitecek.

Ortadan kalktığında hatta!

Yok olduğunda!..

***

Olayın üzerine eğilen tüm sosyologlar, post-modern laiklerin toplumun daha okumuş, daha entelektüel, daha zengin bir sınıfın çocukları olduğu konusunda hem fikirler.

Bu okumuşluk halinin, süzülmüş bir entelektüelliğin ve zenginliğin, gençleri toplumun bütününden koparan bir kibri tetiklediğine dair işaretler oldukça güçlü. 

***

Kabul etmemiz gerekecek ki, sadece üst sınıf değil, orta sınıfa ait yeni kuşak da farklı bir formata, farklı bir veri tabanına sahipler.

Hayat tasavvurları farklı.

Yaşam tarzları da... 

Daha bağımsızlar.

Müstakil yanil... 

Daha bireyci...

İletişimsiz hatta... 

Sadece kendisi için var olan...

Cemaatçi bir edilgenliğe itirazları var. 

Kendi hayatlarının, kendi hayat tarzlarının temel aktörü olma arzuları ve iddiaları üst düzeyde.  

Buradan hareketle hayatlarına, yaşam tarzlarına bir otoritenin müdahalesine tahammülleri yok. 

Bu kuşak, daha çocukluklarında eve bir mobilya alınırken düşüncelerine, görüşlerine başvurulan çocuklar. 

Bundan dolayıdır ki siyasi otoritenin karar alma süreçlerine aktif olarak katılmak istiyorlar. 

Ya da görüşlerine başvurulmasını...

Haklı olarak...

*** 

İstanbul Belediye Başkanı Kadit TOPBAŞ'ın: "Bundan böyle durak yerlerini belirlerken bile halka danışacağız." demesi, yeni kuşak gençlerin verdiği mesajı aldığı anlamına geliyor.

Ve fakat geleneksel devlet algısının kendinde vehmettiği güç, iktidar olmanın sağladığı kudret, gençlerin karar alma süreçlerine katılma arzusuyla çatışmaktadır.

Devletin tahakkümcü anlayışı, gençlerin bu isteklerinin yerine getirilmesini bir "geri adım atma", bir "yenilgi" olarak algılıyor.

Oysa seçimle işbaşına gelenlerin "vekil" olmaları hasebiyle kendilerine "vekalet" verenlerin taleplerini hesaba katmaları hem demokratik, hem de siyasi ahlâk açısından bir zorunluluktur.

Bir olmazsa olmazdır.

Kendilerini, otoriterleşen, aşağılayan ve dışlayan devletin mağduru olarak gören gençler, otoriteyle savaşı kaçınılmaz bir "hak" olarak görüyorlar.   

***

Yer: İlkokul birinci sınıf...

Ders: Resim...

Konu: "Evde iş bölümü."

Bir kız öğrencim parmak kaldırıyor:

"Ben resim yapmak istemiyorum." diyor.

"Ama dersimizin konusu bu çocuğum."

"Tamam ama ben resim yapmayı sevmiyorum. Zorla resim yapılır mı?"

Onun gibi bir kaç öğrenci daha itiraz ediyor.

Destek çıkıyorlar arkadaşlarına.

"Herkes konumuz gereği resim yapmak zorunda. İtiraz istemiyorum." dediğimde, kız öğrenci kalemini sınıfın ortasına fırlatıp ağlamaya başlıyor.

"Yapmayacağım işte! Sevmiyorum resim yapmayı!.." diyor.

Birkaç öğrencide de benzer tepkiler.

Tam bir isyan hali!..

Düzene!..

Yasal otoriteye!..

Huzura!... 

Bir öğrencim duruma müdahale ediyor:

"O da oyun hamuruyla oynasın öğretmenim" diyor.

"Ya da isteyen boyama yapsın."

***

Ne yapmalıyım?..

Öğrencilerin isteklerini kabul ettiğimde "geri adım atmış" olur muyum?

Ya da bu benim için bir "yenilgi" midir?!

***

Öğrencilerden gelen talebi reddettiğimde "düzeni" sağlamış" mı oluyorum?

Öğretmenin otoritesi midir önemli olan, öğrencilerin talepleri mi?

Yoksa pekâla öğrenciler de neleri yapıp, yapmayacaklarına kendileri karar verebilirler mi?

***

Öğretmenin, yani benim, bir üçüncü yol olarak öğrencilerle konuşmam, onlarla uzlaşmam mümkün olamaz mı? 

Burada öğretmeni devlet/iktidar yerine, öğrencileri de iktidarın uygulamalarına itiraz eden, gösterici gençlerin yerine koyun.

Yukarıdaki üç seçenekten hangisinin daha erdemli bir davranış olacağına dair bir akıl yürütmeyi de siz okuyucularıma bırakıyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



1707 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÖYÜN MEHTER TAKIMININ İRFANI VE SİYASETÇİMİZ - 07/06/2018
Mehterin hürmet.
ESENÇAY'DA RAMAZAN - 20/05/2018
Esençay
ALEVİ SEMAHIYLA SAHURA KALKMAK - 20/05/2018
alevi semahıyla
BİR MİRAC’A DAHA İHTİYAÇ VAR - 14/04/2018
BİR MİRAC’A DAHA İHTİYAÇ VAR
MUHTAÇ ZAYIF KİŞİLİKSİZ DUYGUSUZ VE ŞIMARIK - 13/03/2018
muhtaç... zayıf... etkisiz...
ZAHİRİ DİNDARLIK - 01/03/2018
zahiri dindarlık
KİM KAHREDECEK AMERİKA'YI - 15/01/2018
Kim kahredecek Amerika'yı
YENİ YIL HUZUR GETİRİR Mİ - 01/01/2018
Yeni yıl
İNSANLIĞI ÇOCUKLAR KURTARACAK - 26/12/2017
Dünyayı çocuklar kurtaracak
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret132244
KÖŞE YAZILARIM
Hava Durumu
Saat