• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
ANI ÖYKÜLERİM
ZEKAİ GÖRGÜLÜ
z.gorgulu@hotmail.com
GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEKİ GÖRÜNMEYEN
02/04/2014
Bir yerel gazeteyi okunabilir kılmak, "şehrin sesi" yapabilmek, şehre bir ortak akıl, bir ortak vicdan inşa edebilmek, o şehrin insanıyla kurulabilecek temasla mümkün.

O şehrin insanını yazan, o şehrin insanına değen, temas eden bir yüzü olmalı gazetenin.

Şehrin inanının konuştuğu, söz söylediği, dertlendiği, dertleştiği, derdini haykırdığı, duyurduğu bir ruhu da taşımalı içinde hiç kuşkusuz.

***

Her şehrin bir ruhu, bir soluğu, bir nefes alp-verme tarzı vardır ve bu ruh, bu soluk alıp verme, şehrin gazetelerinde neşet etmeli. Orada yer bulmalı kendine.

***

Sokağa inmeli şehrin gazetesi.

Yollara düşmeli...

Kaldırımlarda gezmeli.

Göz göze gelmeli şehrin insanıyla, insanının halleriyle.

***

Yeri gelmeli, şehrin içindeki, ta içindeki "uzak"ı görmeli.

Gözümüzün önündeki "görünmeyen"i, gündüzün ortasındaki "karanlık"ları da...

***

Yeri gelmeli "kimsesiz"in kimsesizliğini yazmalı.

Kimsesizliklerini... terk edilmişliklerini... sahipsizliklerini... ve sahipsiz kalışlarını...

***

Her gün geçiyorum o viranenin önünden. Her sabah... alacakaranlıkta... daha kimse kalkmadan sıcak yataklarından...

Önceden apartmanın kömürlüğüymüş orası. Şimdi ise bir "kimsesizin" belki bir "aklı yitiğin" yaşamaya çalıştığı virane.

Yola bakan cephesinde camı kırık kocaman bir pencere. Eski bir kapı... tam örtülmeyen.. örtülemeyen ve kilitlenemeyen... Kapının gerisindeki loşlukta, sobanın etrafında ve odanın orasında burasında yığılı toplama kağıtlar, boş koliler... yakıt olarak... yine poşetler, plâstikler odanın her yerinde.

İnsanın içini bulandıran, midesini kaldıran köpükten tabaklar, bulaşık, orada burada.

Pet şişede ne olduğu belirsiz sarı sıvı!..

Ve onca çöplüğün içine gömülmüş, renklerle tarif edilemeyecek bir yatak-yorgan... Tüm renklerin siyahlaştığı ve anlamını yitirdiği renkte... Yorganın ayakucundan dışarı çıkmış, mosmor kesilmiş iki ayak. Yorganın altında o ayakların sahibi yok sanki. Belirsiz!..

Ve sonraları o ayakların sahibini gördüm çarşıda. Buz gibi bir havada, topukları çiğnenmiş ayakkabıların içindeki çıplak ayakları da... soğuktan ya da kirden yine mosmor...

Bir gün o mezbelelikte soğuktan donarak öldüğünü duyarız. Tek başına... yalnız... Ve Müslümanlığımızdan utanır, sokağa çıkamaz hale geliriz.

İşte tam da burada, ölmeden o kimsesiz biçare, aklı yitik; yerel basın, şehzadeleriyle ve evliyalarıyla övünen bu şehrin halkına, unuttuğu kadim değerlerini haykırmalı.

Uyandırmalı halkı uykusundan... gaflet uykusundan... ve İslâm'ın uzağına düşmüşlüğünden...

***

Çatıda mahsur kalmış kediye, sokakta yaralı köpeğe, kendini kıyıya vurarak intihar eden balinaya ağlayan insanlık, kendi türdeşinin düşkünlüğüne böylesine kayıtsız kalamaz, kalmamalı.

Hep resmi zevatın peşinde gezmemeli bu şehrin yerel basını...

Unutulmuş, terk edilmiş, kimsesi kalmamışların da dili olmalı.

Sözü olmalı söyleyecek... Rahatsız etmeli yatağında rahat yatan herkesi... Secdeye varanı... Lüks arabalarında egolarını semirtenleri...

***

Bu şehrin bir " Kimsesizler Evi"ne ihtiyacı var.

Evlatları tarafından terk edilmişler için bir "Huzur Evi"nden söz etmiyorum. "Kimsesiz"lerden söz ediyorum. Kimsesi kalmamışlardan. Hoş, evlatları tarafından terk edilmişler de kimsesizdir ya. Onlar için bir "Kimsesizler Yurdu."

Bunu belediye yapabileceği gibi, herhangi bir cemaat de yapabilir... Bir sendika belki...Ya da her hangi bir vakıf... Dernek... Bir İslâmi kurum belki.

Milyarlarca liraya cami yapan dindarlar neden bir Kimsesizler Evi" de yapamasınlar ki!.. Bir camii yaptırmaktan daha mı azdır "Kimsesizler Evi" yaptırmanın sevabı!..

***

Evet, bu şehrin gazeteleri, rahatsız etmeli bu şehrin halkını. Huzurunu kaçırmalı.

Günlerdir ruhumu bunaltan, sanki dindarlığımı test eden bir konuyu yazmadan edemedim. Abarttığım düşünülebilir. Eğer söz konusu bir "can"sa ve yaratılmışsa Allah tarafından, aklı yitik de olsa ne fark eder.

Ve bu toplum, o insanla kurduğu ilişki yüzünden, inandığımız o büyük "Hesap Günü" sorgulanacak hiç kuşkusuz.

 


Bu yazı 1 yıl önce yazılmış



1908 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÖYÜN MEHTER TAKIMININ İRFANI VE SİYASETÇİMİZ - 07/06/2018
Mehterin hürmet.
ALEVİ SEMAHIYLA SAHURA KALKMAK - 20/05/2018
alevi semahıyla
ESENÇAY'DA RAMAZAN - 20/05/2018
Esençay
BİR MİRAC’A DAHA İHTİYAÇ VAR - 14/04/2018
BİR MİRAC’A DAHA İHTİYAÇ VAR
MUHTAÇ ZAYIF KİŞİLİKSİZ DUYGUSUZ VE ŞIMARIK - 13/03/2018
muhtaç... zayıf... etkisiz...
ZAHİRİ DİNDARLIK - 01/03/2018
zahiri dindarlık
KİM KAHREDECEK AMERİKA'YI - 15/01/2018
Kim kahredecek Amerika'yı
YENİ YIL HUZUR GETİRİR Mİ - 01/01/2018
Yeni yıl
İNSANLIĞI ÇOCUKLAR KURTARACAK - 26/12/2017
Dünyayı çocuklar kurtaracak
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret126931
KÖŞE YAZILARIM
Hava Durumu
Saat