• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
ANI ÖYKÜLERİM
ZEKAİ GÖRGÜLÜ
z.gorgulu@hotmail.com
BENCİL KRALLAR (*)
29/05/2016

Özellikle “yeni kuşak” anne-babaların, çocuklarını mutlu etmek noktasındaki tutumları, çocuğu ailede “egoist bir krala” dönüştürmektedir.

Çocuğun her türden ihtiyacının, daha ihtiyaç hasıl olmadan karşılanması, onda, “Her şey beni mutlu etmek için var” düşüncesini geliştirmektedir.

Öğretmen, bu “krallığa” son veren bir özne olarak yer yer öğrenci ve velisiyle çatışmak zorunda kalmaktadır.

Velinin, çocuğunun çantasını sınıftaki masasına kadar taşıması, paydos zili çalar çalmaz sınıfa dalıp çocuğunun eşyalarını toplayıp, öğretmenden de ödevini bizzat alması bir paradoksu gündeme getirmektedir.

Bu tür tutumlar öğrenciye, “seni önemsiyorum” mesajını verirken çocuğu mutlu etmekte, ancak diğer taraftan da, “sen çantanı sınıfa kadar taşıyamazsın, son zilde de eşyalarını toplayamazsın, hele hele ödevlerini öğretmeninden bizzat ben almalıyım, çünkü sen unutursun” mesajı verilerek, çocukta bir güvensizlik duygusu geliştirilmektedir.

Çocuğa “değerlisin” mesajının verilmesindeki ölçüsüzlük, sınırsızlık, bir egoizm kralını inşa etmektedir. Bu kral, tüm sorunları başkaları tarafından çözülen, kendi sorunu için parmağını dahi kaldırmayan tembel bir kraldır. Gücü kendinden menkul bir kral değildir. Gücü anne-babadan menkul, ama anne-babayı da köleleştiren bir kral.

Kendisini ayakta tutanlar çekildiğinde devrilen, ama aynı zamanda kendini ayakta tutanları da mutluluk oyuncağına dönüştüren şımarık bir kral.

Bilgisayar mağazasına gelen bayan, yedi yaşındaki çocuğuna notebook “diz üstü” bilgisayar alacağını söyledi.

Kendisine, yedi yaşındaki bir çocuk için uygun olanın “masa üstü” bilgisayar olduğu söylediğinde de:
“Haklısınız ama çocuğum öyle istiyor.” dedi çok önemli bir davranış sergiliyormuş edasıyla.

Çocuk anneyi esir almış adeta.

Çocuk için uygun olmayan bir aracı, sırf çocuk istedi diye almak, itiraz edememek, ikna etmeye cesaret edememek nasıl bir köleliktir?

Bu velilerin yarattığı krallar, çok da insani olan üzülmeyi, yokluğu, imkânsızlığı, sabretmeyi, hasret çekmeyi, mücadele etmeyi, beklemeyi bilmiyorlar, öğrenemiyorlar.

Oysa insanın anlam dünyasında ne kadar da olgunlaştırıcı, kişiliği kemale erdirici kavramlardır bunlar.

Bunları bilmemek, üzülmeyi, yokluğu, imkansızlığı, sabretmeyi, hasret çekmeyi, mücadele etmeyi, beklemeyi bilmemek, ne de çok “insan” olmayı eksiltici şeylerdir.

Anne-babaların, hayatla yüzleştirmediği, kendini idare edemeyen, ihtiyaçlarını kendi karşılayamayan, sorun çözme yeteneği zayıf kralları, hayatlarından anne ve babalar çekilince ne kadar da etkisiz-yetkisiz-zavallı ve bakıma-yardıma muhtaç zavallıya dönüşeceklerdir.

(*)Bu yazı 11 Eylül 2009 tarihinde Yeşilırmak gazetesinde yayınlandı.



1269 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KÖYÜN MEHTER TAKIMININ İRFANI VE SİYASETÇİMİZ - 07/06/2018
Mehterin hürmet.
ALEVİ SEMAHIYLA SAHURA KALKMAK - 20/05/2018
alevi semahıyla
ESENÇAY'DA RAMAZAN - 20/05/2018
Esençay
BİR MİRAC’A DAHA İHTİYAÇ VAR - 14/04/2018
BİR MİRAC’A DAHA İHTİYAÇ VAR
MUHTAÇ ZAYIF KİŞİLİKSİZ DUYGUSUZ VE ŞIMARIK - 13/03/2018
muhtaç... zayıf... etkisiz...
ZAHİRİ DİNDARLIK - 01/03/2018
zahiri dindarlık
KİM KAHREDECEK AMERİKA'YI - 15/01/2018
Kim kahredecek Amerika'yı
YENİ YIL HUZUR GETİRİR Mİ - 01/01/2018
Yeni yıl
İNSANLIĞI ÇOCUKLAR KURTARACAK - 26/12/2017
Dünyayı çocuklar kurtaracak
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret124134
KÖŞE YAZILARIM
Hava Durumu
Saat